İlişkilerde Duvar Örmek Yerine Kapı İnşa Etmek: Sınırların Gücü


Yakın ilişkiler, hayatın içinde kendimizi en çok güvende hissetmek istediğimiz, en korunaklı alanlarımızdır. Ancak çoğu zaman sevdiklerimizle aramızdaki o hassas mesafeyi ayarlamakta zorlanırız. Ya "biz" olma çabası içinde "ben" olmayı unuturuz ya da incinmekten öylesine korkarız ki etrafımıza görünmez devasa kaleler inşa ederiz.
Yürüttüğüm bireysel görüşmeler sırasında, hem yüz yüze hem de Eskişehir yetişkin ve çift danışmanlığı süreçlerimde çok sık karşılaştığım temel bir ikilem bu: "Hem kendim kalıp hem de sevdiğim insana nasıl yakın olabilirim?"
İç İçe Geçmek mi, Tamamen Kopmak mı?
Sistemik bir gözle baktığımızda, her ilişki (eş, partner, ebeveyn veya arkadaş) birbirini sürekli etkileyen canlı bir ağdır. Bu ağın içinde sağlıklı kalabilmek, sınırların geçirgenliğiyle ilgilidir.
Sınırlar çok silikleştiğinde sistemde "iç içe geçme" yaşanır. Karşınızdaki kişinin bir hüznü, sizin tüm dünyanızı yıkabilir; kendi isteklerinizi, hobilerinizi veya doğrularınızı sırf uyum sağlamak için yok saymaya başlarsınız. Diğer uçta ise, geçmiş hayal kırıklıkları ve yorgunluklar yüzünden sistemi tamamen kapatma, yani "kopma" hali vardır. Kendinizi korumak adına kimsenin size ulaşmasına izin vermez, ilişkinin içinde yalnızlaşırsınız.
Bahçe Çiti ve Kapı Metaforu
Kabul ve Kararlılık Yaklaşımı'nın (ACT) perspektifinden bakarak bu durumu somutlaştıralım. Kendi iç dünyanızı, ihtiyaçlarınızı ve değerlerinizi, özenle baktığınız yemyeşil bir bahçe olarak hayal edin.
Eğer başkaları çiçeklerinizi ezmesin, sizi incitmesin diye bu bahçenin etrafına kalın, devasa beton duvarlar örerseniz, evet, kesinlikle güvende olursunuz. Ancak o yüksek duvarlar güneşi de engeller. Bahçeniz rüzgar almaz, çiçekleriniz sevgi, şefkat ve bağ kurma ışığından mahrum kalarak yavaş yavaş solar. Duvarlar sizi korur ama aynı zamanda sizi hapseder.
Eğer bahçenizin etrafında hiçbir sınır yoksa, oradan geçen herkes (iyi niyetli olsalar bile) çiçeklerinizi ezebilir, alanınızı işgal edebilir.
İşte çözüm tam ortadadır: Bahçenizin etrafına zarif ama sağlam bir "çit" çekmek ve o çite bir "kapı" koymak.
Çitler, karşı tarafa "Ben buradayım, burası benim alanım" mesajını verir.
Kapı ise, o bahçeye kimi, ne zaman ve ne kadar alacağınıza sizin karar vermenizi sağlar.
Kapısı olan bir çit sayesinde bahçeniz nefes alır, güneş ışığı içeri girer, sevdiklerinize yer açılır ama direksiyon daima sizdedir. İstediğiniz zaman kapıyı açar misafir ağırlar, dinlenmek istediğinizde kapıyı nazikçe kapatabilirsiniz.
Sınır Koymak Reddetmek Değildir
İlişkilerde sınır koymak, sanılanın aksine karşı tarafı cezalandırmak, itmek veya sevgisizlik demek değildir. Aksine sınır koymak; "Seni hayatımda istiyorum, sana değer veriyorum ama bu şekilde, bu şartlarla kendimi güvende ve sağlıklı hissediyorum" diyebilme cesaretidir. Bir ilişkide sınırlar netleştiğinde, sistemdeki kaygı düşer, iletişim sadeleşir ve bağlar çok daha sahici bir hale gelir.
Gerek ofisimde gerekse online sağladığım görüşmelerimde, sistem içindeki yerinizi keşfederken bu bahçe kapısının menteşelerini nasıl yağlayacağımızı, o kapıyı değerleriniz yönünde nasıl esneklikle açıp kapatabileceğinizi birlikte çalışıyoruz.
Unutmayın; güneş alan, renkli ama sınırları sizin tarafınızdan şefkatle çizilmiş bir bahçeyi inşa etmek her zaman mümkündür.
Görüşmelerle ilgili bilgi ve randevu için: 05446433008
.png)



Yorumlar